Taraf Gazetesi Yazarı Neşe Düzel'in eski Sabah gazetesi patronu Dinç Bilgin ile yaptığı röportajın ikinci bölümünde birbiri ardına çarpıcı itiraflar geldi. İşte o ilginç itiraflardan ayrıntılar.
Aydın Doğan istese de yazarlarını kontrol edemez. Yazar sayısı o kadar arttı ki, kontrol etmek artık imkânsız. Birini kontrol etse, öbürü çakacak.
Türkiye"deki güç dengelerinden, önce, Ankara büroları etkilenir. Gazetesinin Ankara yöneticileri, Uzan"ı darbe olacağına inandırdı. O da, o güce oynadı.
Basın patronları, "istihbaratçı" gazetecileri tahmin ederler. "O kurumlarla ilişkide işe yararlar" diye, o dönemde biz, bunları görmezden geldik. Medyanın ayıbıdır bu.
NEŞE DÜZEL:Sabah'ta gazetecilik nasıl bitti?
DİNÇ BİLGİN:Banka satın alındıktan sonra dengeli yayın yapma özeni başladı ve bu da gazeteciliği bitirdi. Sabah, ondan sonra bir türlü eski Sabah olamadı.
Farkı Nedir?
Öbür gazeteler hep denge kollamak ve özen göstermek zorundalar. Bu, gazeteciliği bitiriyor. Mesela nükleer enerjiye ya da kömüre, ya da baz istasyonlarına yatırım yapılacak. Basında taraflar hemen belli oluyor. Gazetelerde bu konuda ne tür haberler çıkacağı önceden tahmin ediliyor. Sonra zaten görülüyor. Baz istasyonu kimine göre kanser yapıyor, kimine göre de çok iyi bir şey oluyor.
Çünkü gazetelerin patronları o ihalelere giriyor, değil mi?
Evet. Patronlar, gazetecilere, nükleer enerjiyi savunun demiyorlar ama gazetecilerde de maalesef patronun işinin lehinde yazmak gibi bir refleks oluştu. Sonuçta, gazetecinin gazeteciliği, kendini frenlemeye başladığı anda bitiyor. Sabah"ta gazetecilik, benim verdiğim hatalı karar yüzünden böyle geri gitmeye ve çökmeye başladı işte.
Medya açısından Türkiye"deki tek güç asker ve siyasetçi değil. Büyük şirketler de bir güç. Gazeteler onlara karşı da bağımsız olmak zorundalar.
Taraf, Türkiye"yi değiştirdi. Müthiş bir şey yaptı ve tek başına kaldıraç oldu. Ciddi söylüyorum. Türkiye, Taraf "a çok şey borçlu. Türk ordusu da Taraf"a çok şey borçlu.
Taraf "ın yayınları sayesinde o da kendisine bakacak ve Türk ordusu da değişecek. O da mutlaka 21. yüzyılın ordusu olacak. İleri teknoloji kullanan, gönüllü ve profesyonel bir ordu olacak.
Medya sahibi olarak siyasetçilerden gerçekten hiç çekinmediniz mi?
Banka satın alıncaya kadar hayır. Banka sahibi olduktan sonra, son dönemlerde bırakın çekinmeyi, onlara yakın olmayı da denedim ama pek beceremedim. Şimdikine ulaşamıyorlar. Bir başbakanın böyle olması lazım.
Generallerden çekinir miydiniz?
Türkiye"de siyasetin bir kısmı orduya aktarılmıştı. Kimin tüm, kor ya da orgeneral olacağını gazetede haber yapan, Türkiye"den başka bir ülke yoktur dünyada. Bizde yapılıyordu, çünkü generallik onlara, yaptıkları işle mütenasip olmayan bir güç sağlıyordu. Genelkurmay başkanı darbe yapıp ülkenin başına geliyordu ya da "sözde" demokratik yoldan cumhurbaşkanı oluyordu. Dolayısıyla generallik mevkii çok önemliydi ve onlardan yana olmak, onlarla birlikte görünmek, onlarla ittifak yapmak, bazı insanlar için kendilerine güç aktarmak demekti.
Asıl görevi istihbaratçılık olan bazı kişilerin gazeteci kılığında gazetelerde çalıştıklarını biliyoruz. Patronlar bunların istihbaratçı olduklarını bilirler mi?
Tahmin ederler. O zamanlar böyle şeyleri görmezlikten gelmek işimize gelirdi. Çünkü ileride o kurumlarla ilişkide, o gazeteci işine yarar diye düşünür patron. Bu da medyanın ayıplarından biridir tabii.
Neler yaptınız?
“Bilmem ne dağına F-16"lar ölüm yağdırdı” manşetleriyle çıktık. Bugün toplumda büyük bir yarılma var ve bu yarılmayı tedavi etmek, korkuları gidermek önce hükümetin sonra medyanın görevi. Bugün medya yaranın üzerine tuz döküyor. Ben bunu yapmazdım. Aksine o yarılmayı tedavi ederdim. Türkiye"yi normalleştirme işinde mutlaka görev almak isterdim. Eskiden niye yapmadım, bilmiyordum.
Neyi bilmiyordunuz?
Çok samimi söyleyeceğim. Yeni Asır "ın sahibiydim. Bir arkadaşımla yürüyoruz. Büyük Efes Oteli"nin önünde ayakkabısını boyattı ve çocukla Kürtçe konuştu. Gazete sahibiyim ve hayatımda ilk defa Kürtçeyi o zaman orada duydum. Mesela İstanbul"a gelinceye kadar Alevinin kim olduğunu bilmiyordum. Bunu bilmeyen bir adam, toplumu yönlendirecek gazetelerin sahibi... Ermeni meselesini de bilmiyorduk. Hâlâ kızıyoruz. Ermeniler kendi kendilerini öldürmüş sanıyoruz. Bugün, bu farkındalıklarımla farklı bir gazete çıkarırım.
Gazetecilikle ilgili pişmanlıklarınız var mı?
Olmaz mı? Benim hayattaki bütün pişmanlıklarım gazetecilikle ilgili. Hızlı yükseliş dönemimde acımasız olduğum dönemlerim oldu. Farkında olmadan kaç kişinin üzerinden geçtik.
Onları kesinlikle yapmazdım. İyi yaşamak, büyük servet sahibi olmak, diğerlerinden geri kalmamak gibi nedenlerle bilmediğim bir alana, banka işine girdim. Oysa hayatta arkasından gideceğin, peşini kovalayacağın güzel şeylerin olması lazım. Ben onu kaybetmiştim. Ben vicdan ve demokrasi mücadelesi hedefini kaybetmiştim. Mesela sizi kıskanıyorum.












Ahmet Kaya Erdoğan'ı böyle ağlattı!
Gandi Türkiye'yi İsrail'e şikayet etti
Ülkü Ocakları başkanının ses kaydı
Erdoğan'a suikast iddiasının görüntüleri 
